ABD ve İsrail'deki kritik seçimlere günler kala, Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin İran'a karşı kapsamlı bir operasyon için hazırlık yaptığına dair iddialar, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti.
Diplomatik kaynaklardan sızan bilgiler ve uluslararası medya yansımaları, ABD ile İsrail'in her iki ülkedeki önemli seçimlerin hemen öncesinde veya sonrasında devreye alınabilecek geniş ölçekli bir İran saldırısı için planlama aşamasında olduğunu ortaya koyuyor.
İngiliz FT gazetesinin aktardığı güvenlik kaynaklarına göre, kriz Ekim'in ilk haftasında ciddi bir çatışma eşiğindeydi. İsrail ordusu, 10 Ekim'de elektrik santralleri, enerji altyapısı, kamu kurumları ve nükleer tesisleri hedef alan yoğun bir hava saldırısı planlamıştı. Ancak, ABD Başkanı Donald Trump'ın ara seçimler öncesi küresel petrol fiyatlarını yükseltecek, enflasyonu tetikleyecek ve ABD askerini doğrudan çatışmaya sürükleyecek bir savaşa izin vermemesi üzerine bu plan son anda iptal edildi. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly de seçimlerden önce ABD'nin İran'a yönelik herhangi bir askeri operasyon düzenlemeyeceğini kamuoyuna duyurdu.
İç siyasette, 7 Ekim öncesinde BAE, Mısır ve İsrail istihbaratı Şin-Bet'in uyarılarını dikkate almadığı gerekçesiyle sert eleştirilere maruz kalan Başbakan Binyamin Netanyahu, anketlerde gerileyen aşırı sağ koalisyonunun üzerindeki baskıyı azaltmaya çalışıyor. Trump'ın vetosuyla 10 Ekim saldırısı rafa kaldırılan Netanyahu, destek tabanını canlandırmak için 'İran'da rejim değişikliği' söylemini yeniden gündeme getirdi. 19 Ekim'de bir savaş uçağı önünde Trump ile yaptığı telefon görüşmesini paylaşıp 'Birlikte bitireceğimiz bir iş var' diyen Netanyahu'ya, Trump'tan 'Yanında görmek istediğim adam sensin' yanıtı geldi. Netanyahu, 20 ve 21 Ekim'deki etkinliklerde ordu ve istihbarat birimlerine Tahran yönetimini devirme talimatı verdiğini açıklayarak tehditlerini sürdürdü. Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İran'ın seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürerek, 'İran İsrail'e saldırırsa yanar' uyarısında bulundu.
Bu siyasi hamlelerin ardında, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in 19 Ekim'de İsrail'e gerçekleştirdiği beklenmedik ziyaret de yer alıyor. Ovda Hava Üssü'nde Netanyahu ve kurmaylarla bir araya gelen Hegseth'e, daha önce vurulmamış sivil ve enerji altyapısını da içeren güncellenmiş bir 'İran hedef listesi' sunuldu. Axios'un haberine göre ziyaretin hemen ardından İsrail savaş uçakları İran sınırına kadar uzanan uçuşlar gerçekleştirdi. Yetkililer bu uçuşları caydırıcı olarak nitelendirirken, onlarca savaş uçağının Suriye ve Irak hava sahalarından geçerek olası bir saldırı rotası izlediği belirtildi. Eş zamanlı olarak İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, seçim sürecinde tüm izinleri iptal ederek birlikleri en yüksek alarm seviyesine çıkardı.
New York Times'ın sızdırdığı planlar, saldırının Kasım başına ertelendiğine işaret ediyor. ABD ordusunun üç uçak gemisi, binlerce deniz piyadesi ve hava savunma filolarıyla Orta Doğu'daki konuşlanmasını Kasım başında tamamlayacağı ifade ediliyor. Planların odağında, Natanz yakınında yerin metrelerce altında inşa edildiği iddia edilen 'Kazma Dağı' nükleer tesisi bulunuyor. Trump, 16 Ekim'de bu saldırıda 10 tonluk GBU-43/B (MOAB) bombasının kullanılabileceğini belirtmişti. Ancak askeri uzmanlar, bu bombanın granit zemini delmeyeceğini ve taşıyıcı uçakların hava savunmasına karşı savunmasız kalacağına dikkat çekiyor. İran'ı 'üç günlük yoğun saldırıyla' diz çöktürme planlarına Tahran ve İsrail içinden itirazlar yükseliyor. Muhalif lider Yair Lapid, seçim öncesi saldırı için gerekçe olmadığını savunurken, rakip Gadi Eisenkot, Katz'ın felaketin zeminini hazırladığını öne sürdü. Eski istihbarat yetkilisi Danny Citrinowicz ise seçim öncesi savaşı 'çılgınlık' olarak nitelendirerek, hava savunma stoklarının yetersizliği ve İran'ın havadan devrilememesi gerekçelerini sıraladı.
Bölgesel gerilimin kontrol dışına çıkma riskini gösteren en somut adım, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Suudi Arabistan'daki diplomatik personeli ve ailelerini derhal ülkeden tahliye etme çağrısı oldu. İran Meclis Başkanı'nın danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD'nin 72 saatte saldırıyı bitireceği iddiasını 'hayal ürünü' olarak nitelendirirken, savaşın süresini İran'ın belirleyeceğini vurguladı. Tahran'daki analistler, Kazma Dağı veya enerji tesislerinin vurulması halinde Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını, internet altyapısının ve Aramco rafinerilerinin hedef alınarak küresel enerji fiyatlarının bilinçli olarak artırılacağını belirtiyor. Johns Hopkins Üniversitesi uzmanı Vali Nasr ise tüm işaretlerin ABD'yi yeniden savaşa sürüklediğini ve bu durumun Orta Doğu ile küresel ekonomi için kalıcı yıkımlara yol açacağını, İran'ı saf dışı bırakma ihtimalinin ise oldukça düşük olduğunu ifade etti.

















