Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail güçlerinin ateşkesi sürekli ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni sarstığını belirterek, insani yardımın ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli hedef olması gerektiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da bir otelde gerçekleştirilen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılış töreninde önemli değerlendirmelerde bulundu.
Dünyanın artan bir küresel güvensizlikle karşı karşıya olduğunu ifade eden Fidan, bölgede barışın kabul edilmiş gibi görünse de halkların silahlı çatışmalarla sınandığına dikkat çekti. Son yıllarda dünyanın çeşitli noktalarında yaşanan çok sayıda çatışmanın, kritik ticaret ve deniz yollarını olumsuz etkilediğini, ateşkes ihlallerinin ise neredeyse olağan hale geldiğini aktardı.
Bu çatışmaların insani boyutundaki artışa işaret eden Fidan, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin çatışma bölgelerinde yaşadığını hatırlattı. Her 12 dakikada bir sivilin hayatını kaybettiğini, 100 milyondan fazla kişinin zorla yerinden edildiğini ve bu göçmenlerin yüzde 40’ının çocuklardan oluştuğunu belirtti.
İnsani dramın Filistin topraklarında, özellikle Gazze ve Batı Şeria’da çok daha çarpıcı biçimde yaşandığını dile getiren Fidan, İsrail’in istilasının ve ateşkes ihlallerinin cezasız kalmasının uluslararası sisteme duyulan güveni zedelediğini vurguladı. Fidan, bu koşullar altında insani yardımın sağlanması ve çocukların korunmasının en öncelikli mesele olduğunu, ancak sorunun adil bir siyasi çözümü gerektirdiğini yineledi.
Çatışmaların hız ve kapsamının uluslararası sistemin tepki verme kapasitesini test ettiğini ve mevcut düzeni dönüştürdüğünü kaydeden Fidan, geleceğin belirsizliğini koruduğunu, ancak bugünkü tercihlerin yol haritasını belirleyeceğini söyledi. Değişimin barış ve refaha yönlendirilmesi için içten diyalog, sürdürülebilir arabuluculuk ve bölgesel sahiplenmenin üç temel ilke olduğunu ifade etti.
Güncel krizlerin aslında uluslararası sistemin meşruiyet kaybını yansıttığını belirten Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de vurguladığı gibi, kuralların doğru uygulanmamasının kurumların güvenilirliğini ve tarafların birbirine olan güvenini zedelediğini aktardı. Güvenin yeniden inşasının arabuluculuğun başarısı için kritik olduğunu, Türkiye’nin arabuluculuk çalışmalarının tarafların rızası, karşılıklı güven ve kapsayıcılık ilkelerine dayandığını açıkladı.
Libya’daki süreç, rıza, güven ve kapsayıcılığın nasıl kalıcı bir çözüm getirebileceğinin somut bir örneği olarak gösterildi. Fidan, Libyalıların sahiplendiği içten diyaloğa dayalı sürecin, bölgedeki istikrarı koruyup kalıcı barışı sağlamanın en etkili yolu olduğunu savundu. Çatışmaların tarihsel ve dinamik yapılarını derinlemesine anlamak için sabır ve esneklik gerektiğini, ilgili taraflarla diyalog kanallarının açık tutulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin Rusya-Ukrayna müzakere süreci, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Ankara Süreci gibi girişimlerinin, sürdürülebilir arabuluculuğun önemini ve pratik kazanımların geniş çaplı anlaşmaların temeli oluşturduğunu kanıtladığını belirten Fidan, istikrarın dışarıdan ithal edilemeyeceğini, kalıcı çözümlerin ise yerel sahiplenmeyle mümkün olduğunu ifade etti. Mekke Savunma İttifakı ve Balkan Barış Platformu’nu bu ilkenin uygulamadaki örnekleri olarak gösterdi.
Fidan, arabuluculuğun farklı paydaşları bir araya getirdiğinde daha etkin hale geldiğini ve ortak çözümlerin geliştirilmesine olanak tanıdığını belirtti. Türkiye’nin arabuluculuğu sadece bir diplomatik araç olarak değil, stratejik bir disiplin olarak konumlandırdığını ve bu amaçla gerekli kurumsal altyapıyı oluşturduğunu aktardı. Son olarak, Türkiye’nin içten diyaloğa, sürdürülebilir angajmana ve bölgesel sahiplenmeye dayalı yaklaşımının hem bölgesel hem de küresel güvenliğe önemli katkılar sağladığını sözlerine ekledi.

















