Almanya, Yunanistan ve Finlandiya'nın Gazze'deki çatışmalara rağmen İsrail ile askeri işbirliğini derinleştirmesinin uluslararası yükümlülüklere aykırı olduğunu belirten hukukçular, bu durumun soykırım suçlarına ortaklık anlamına gelebileceği konusunda uyardı.
İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları devam ederken, yetkililerin Filistinlilerin bölgeden zorla tahliye edilmeye yönelik planlarının geçerliliğini koruduğu yönündeki söylemler, Avrupa'nın bazı ülkelerinin Tel Aviv ile yeni savunma paktları imzalamasına tepki çekiyor. Bu gelişmeler, uluslararası hukuk uzmanları tarafından yakından izleniyor.
Oslo Üniversitesi Norveç İnsan Hakları Merkezi'nden Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Profesörü Gentian Zyberi ile Batı İngiltere Üniversitesi'nden Uluslararası Ceza Hukuku Profesörü Gerhard Kemp, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Filistinlilerin sürgün edileceğine dair açıklamalarının ardından Almanya, Yunanistan ve Finlandiya'nın askeri anlaşmalarını sürdürmesi konusunu değerlendirdi.
Zyberi, Bakan Katz'ın sözlerinin Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesini ihlal ettiğini ve 147. madde kapsamında ağır bir suç teşkil ettiğini belirtti. Uzman, aynı ifadelerin Roma Statüsü'nün 8. maddesi uyarınca savaş suçu niteliği taşıdığına dikkat çekerek Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcılığının bu konuyu derhal soruşturmasını ve sorumluluğu olan İsrailli yetkililer hakkında işlem başlatmasını talep etti.
Silah Ticareti Anlaşması'nın 6. maddesine atıfta bulunan Zyberi, Almanya'nın üçüncü ülke transferlerinde silahların kitlesel ihlallerde kullanılmadığından emin olmakla yükümlü olduğunu vurguladı. Ünlü hukukçu, Gazze'de ateşkese rağmen savaş suçlarının sürdüğüne dair kanıtların ortada olduğunu belirterek, Berlin yönetiminin bu tür sevkiyatları durdurma veya erteleme seçeneğini ciddiye alması gerektiği uyarısında bulundu.
Zyberi, Nikaragua'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) Almanya aleyhine açtığı davanın önemine işaret ederek, Almanya'nın İsrail'e silah akışını sürdürmesinin ülkede sorumlu tutulmasına yol açabileceğini ifade etti. Hukukçu, İsrail'in soykırım sözleşmelerine uymadığı ve liderlerinin savaş suçlarıyla yargılandığı bir dönemde, Filistinlilere yönelik şiddet ve etnik temizlik iddialarının sürdüğü bir hükümetle askeri işbirliğinden kaçınılmasının en doğru adım olacağını savundu.
Profesör Kemp ise Güney Afrika'nın İsrail aleyhine UAD'de başlattığı soykırım davasında Tel Aviv'in geçici tedbir kararlarına uymadığını ve bu durumun Gazze'deki insani felaketin artmasına neden olduğunu dile getirdi. Kemp, Filistinlilerin göçünün 'gönüllü' olarak sunulmaya çalışıldığını, ancak bölgedeki yaşanamaz koşulların bu algıyı çürüttüğünü vurguladı. Birleşmiş Milletler raporlarına atıfta bulunan uzman, üst düzey İsrail yetkililerin Filistinlileri bölgeyi terk etmeye 'teşvik' eden açıklamalarının, devam eden soykırım bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Filistinlilere dayatılan zor koşulların ve zorla uzaklaştırma girişimlerinin savaş suçu, insanlığa karşı suç ve etnik temizlik niyetini yansıttığını kaydeden Kemp, İsrail'e silah tedarik eden ülkelerin uluslararası hukuk ihlali riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bu süreçte devletlerin silah sağlamaya devam etmesini 'son derece sorumsuz' bir tutum olarak nitelendiren Kemp, UAD kararlarının uygulanmasında uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyulduğunu, ancak ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki muhtemel vetosu nedeniyle devletlerin ikili ilişkilerde uluslararası hukuka tek başlarına bağlı kalması gerektiğini ifade etti.
İsrail ordusu, 10 Ekim 2025'te başlayan ateşkes sürecine rağmen Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Resmî verilere göre ateşkesten bu yana 1.344 Filistinli hayatını kaybetti, 4.464 kişi yaralandı. Ekim 2023'ten bu yana ise Gazze'de 73.651 kişi öldü, 174.575 kişi yaralandı.
Almanya'nın, İsrail'e yönelik kısmi silah ihracat kısıtlamalarını kaldırmasının ardından yaklaşık 800 milyon avro değerinde askeri teçhizat sevkiyatına onay verdiği bildirilmişti. Benzer şekilde Finlandiya'nın, 2024'te Gazze'deki soykırım iddiaları sürerken İsrail ile savunma işbirliği anlaşmasını gizlice imzalayıp 2034'e kadar uzattığı ve Yunanistan ile İsrail Savunma Bakanlıkları arasında Tel Aviv'de 3 milyar avro değerinde 'Aşil Kalkanı' hava savunma anlaşması yapıldığı öğrenilmişti.
Avrupa Birliği Komisyonu Sözcüsü Christian Wigand, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Gazze'nin gelecekteki Filistin Devleti'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bölgede demografik veya toprak bütünlüğünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kesin bir dille reddettiklerini belirtmişti.

















