Hasarlı sinirlerden kaynaklanan kronik ağrıyı, vücudun doğal koruyucu reflekslerini bozmadan uzun süre boyunca hafifleten deneysel bir antikor tedavisi geliştirildi.
Nöropatik ağrı, doku bütünlüğü sağlansa bile hasar görmüş sinirlerin kesintisiz ağrı sinyalleri üretmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Bu alandaki son klinik öncesi araştırmada, bilim insanları sodyum kanallarını hedef alan antikorların, farelerde normal acı algısını büyük oranda korurken anormal sinir iletimini günler boyunca baskılayabildiğini kanıtladı.
Toyama Üniversitesi'nden Doç. Dr. Daisuke Uta ve Shionogi firmasından Dr. Sosuke Yoneda liderliğindeki ekip, ağrı iletiminde kritik rol oynayan Nav1.7 adlı voltaj kapılı sodyum kanalını hedefleyen özgün antikorlar tasarladı. Bu çalışmaların sonuçları Pharmaceutics dergisinde kamuoyuyla paylaşıldı. Uta, Nav1.7'nin sinir hücrelerinde ağrı algısının algılanması ve iletilmesinde vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Geliştirilen insanlaştırılmış antikorlar, ilk aşamada hücre bazlı testlere tabi tutuldu. Clone1 ve S-151128 olarak adlandırılan iki aday molekül, Nav1.7'ye güçlü bağlanma kapasitesi göstererek ağrı ile ilişkili elektriksel aktiviteyi düşürdü. Seçicilik açısından Clone1, diğer Nav alt tiplerine kıyasla Nav1.7 için en az 650 kat, S-151128 ise en az 1300 kat daha yüksek özgüllük sergiledi.
Deneysel çalışmalar, kısmi siyatik sinir ligasyonu modeli ile nöropatik ağrı oluşturulan farelerde devam etti. Damar yoluyla uygulanan antikorlar, hayvanların mekanik uyarılara karşı hassasiyetini dozuna bağlı olarak azalttı. Belirli dozlarda elde edilen rahatlama, standart tedavi olan pregabalin ile benzer düzeydeyken, 96 saatlik süreçte antikorların sağladığı ağrı kesici etki pregabalinin etkisini geride bıraktı.
Nörofizyolojik ölçümler, sinir hasarı sonrası omurilik arka boynuzundaki nöronlarda gözlenen artan spontan aktivite ve mekanik yanıtların antikor tedavisiyle azaldığını ortaya koydu. Ayrıca, duyusal bilgiyi omuriliğe taşıyan arka kök ganglion nöronlarında, hücre dışı sinyallerle düzenlenen kinaz (pERK) fosforilasyonunda belirgin bir düşüş kaydedildi. Bu düşüş, antikorların anormal ağrı iletimini etkin biçimde baskıladığına dair biyolojik kanıt niteliğindedir.
Araştırmacılar, tedavinin normal koruyucu reflekslere etkisini de değerlendirdi. Sinir hasarı bulunmayan sağlıklı farelerde, uygulanan antikorların mekanik uyarılara verilen tepkileri istatistiksel olarak anlamlı biçimde değiştirmediği görüldü. Motor fonksiyonları ölçmek için uygulanan dönen çubuk testinde ise pregabalin performansı düşürürken, antikor tedavisi hareket ve koordinasyon üzerinde olumsuz bir etki yaratmadı.
Elde edilen bulgular henüz klinik öncesi aşamada olup, antikorların hasarlı sinire ulaşım miktarı tam olarak belirlenememiş ve tedavi yalnızca tek bir ağrı modeli üzerinde test edilmiştir. Etkinliğin farklı modellerde ve insanlarda doğrulanması için ek araştırmalar gerekmektedir. S-1515128 adlı antikorun mevcut klinik çalışmalarda yer alması, hayvan deneylerindeki başarıların insan hastalarda güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşüp dönüşmeyeceğini değerlendirmek için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.

















