İŞ VE EKONOMİ DÜNYASININ HABER SİTESİ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sektör Gündem
  4. En Büyük Gürültü, Sessizliğin İçindedir
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

En Büyük Gürültü, Sessizliğin İçindedir

featured

Bir zamanlar insanlar konuşmadan önce düşünürdü. Şimdi ise düşünmeden konuşuyor, araştırmadan inanıyor, anlamadan yargılıyor. Belki de çağımızın en büyük problemi teknoloji değil; hızın, aklın önüne geçmiş olmasıdır.

Eskiden bir haber günlerce konuşulurdu. Bugün ise bir olayın ömrü birkaç saatten ibaret. Sabah büyük bir infial yaratan gelişme, akşam yerini başka bir gündeme bırakıyor. Oysa sorunlar değişmiyor; sadece üzerleri yeni başlıklarla örtülüyor.

İnsan hafızası hiç olmadığı kadar dolu ama bir o kadar da boş. Çünkü artık bilgi birikmiyor, akıp gidiyor. Parmağımız ekranı aşağı kaydırırken aslında farkında olmadan düşünme alışkanlığımızı da kaybediyoruz.

En tehlikeli olan ise, herkesin her konuda kesin bir fikrinin olması.

Bilmeden konuşuyoruz.

Okumadan yorum yapıyoruz.

Dinlemeden cevap veriyoruz.

Ve sonunda haklı olmayı, doğru olmaktan daha değerli hâle getiriyoruz.

Toplumları ayakta tutan şey yalnızca ekonomi değildir. Yollar, köprüler, gökdelenler de değildir. Bir ülkenin gerçek gücü; birbirine güvenen insanların varlığıdır. Güven ise tek bir günde inşa edilmez. Yıllar sürer. Fakat birkaç sorumsuz cümleyle saniyeler içinde yıkılabilir.

Bugün sosyal medyada milyonlarca insan aynı meydanda konuşuyor. Fakat kimse kimseyi gerçekten dinlemiyor. Herkes anlatıyor, herkes haklı, herkes öfkeli. Oysa bazen bir toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey konuşmak değil, birbirini anlamaya çalışmaktır.

Hayatın garip bir dengesi var. Çok konuşanlar çoğu zaman unutuluyor. Sessizce çalışanlar ise geride kalıcı eserler bırakıyor. Çünkü tarih, sesini en fazla yükseltenleri değil; sorumluluğunu en iyi taşıyanları yazıyor.

Başarı, alkışın en yoğun olduğu yerde değil; kimsenin görmediği anlarda verilen emektedir.

Bir öğretmenin sınıfta harcadığı sabır…

Bir doktorun gece boyunca sürdürdüğü mücadele…

Bir işçinin alın teri…

Bir çiftçinin toprağa bıraktığı umut…

Bir gazetecinin gerçeğin peşinde geçirdiği uzun saatler…

Toplumu ayakta tutan görünmeyen kahramanlar işte bunlardır.

Ne yazık ki artık görünür olmak, değerli olmaktan daha önemli kabul ediliyor. İnsanlar iz bırakmaktan çok izlenmeyi önemsiyor. Oysa milyonlarca kişinin gördüğü bir yüz olmakla, milyonlarca insanın hayatına dokunan biri olmak aynı şey değildir.

Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras; büyük evler, pahalı arabalar ya da banka hesapları değildir. Onlara bırakılacak en kıymetli miras, dürüstlüğün hâlâ kazandırdığına olan inançtır.

Çünkü dürüst insanlar bazen yavaş ilerler ama sağlam yürür.

Doğru insanlar bazen yalnız kalır ama vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında başlarını öne eğmezler.

Adalet, sadece mahkeme salonlarında aranacak bir kavram değildir. Adalet; trafikte sıra beklerken, alışverişte hakkını gözetirken, iş yerinde emeğe saygı gösterirken ve günlük hayatın en küçük ayrıntılarında başlar.

Toplum dediğimiz yapı, büyük kararlarla değil; küçük davranışlarla şekillenir.

Bir teşekkür…

Bir özür…

Bir selam…

Bir sözünde durmak…

Bunların hiçbiri manşet olmaz. Ama güçlü toplumların temelini oluşturan tuğlalar tam da bunlardır.

Bugün dünyayı değiştirecek büyük kahramanlar bekliyoruz. Oysa belki de dünya, işini doğru yapan sıradan insanların omuzlarında dönmeye devam ediyor.

Bazen en büyük cesaret bağırmak değildir.

Bazen en büyük cesaret, herkes yanlış yöne koşarken doğru bildiğin yerde dimdik durabilmektir.

Ve unutmayalım…

Gürültü her zaman gücü temsil etmez.

Sessizlik ise her zaman zayıflık değildir.

Çünkü insanı tanımlayan sesi değil, karakteridir.

Bir toplumun geleceğini belirleyen de attığı sloganlar değil; benimsediği değerlerdir.

Yarın nasıl bir ülkede yaşayacağımızı merak ediyorsak, önce bugün nasıl insanlar olduğumuza bakmalıyız.

Çünkü gelecek, bir gün ansızın gelmeyecek.

Gelecek; bugün kurduğumuz cümlelerde, verdiğimiz kararlarda ve birbirimize gösterdiğimiz saygıda sessizce şekilleniyor.

Belki de en büyük değişim, dünyayı değiştirmeye çalışanlardan değil; önce kendisini değiştirmeyi başaranlardan başlayacaktır.

En Büyük Gürültü, Sessizliğin İçindedir
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Ekonomi ve İş Dünyasından en güncel haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!