Güneş'in yaşlandıkça kütlesini düzgün bir tempoyla yitireceği görüşü, yeni bulgularla değişti. Araştırmalar, Güneş'in son aşamada düzensiz ve sarsıntılı kütle kayıpları yaşayacağını ve bunun dış gezegenlerin yörüngelerini bozarak sistemin çöküşünü dramatik biçimde hızlandıracağını gösteriyor.
Güneş'in yaşam döngüsünün sonuna yaklaştıkça, beyaz cüce evresine geçene kadar kütlesinin yarısını sakin bir şekilde bırakacağı varsayılıyordu. Ancak astrofizikçilerin yeni keşifleri, bu sürecin homojen olmadığını, aksine binlerce farklı patlama ve madde püskürmesi şeklinde yaşanacağını ortaya çıkardı.
Güneş'in gerçekleştirdiği her kütle atılımı, gezegenlere ufak itki kuvvetleri uyguluyor. Bu durum, çekim kuvvetinin gezegenler üzerindeki etkisinin dengesiz biçimde değişmesine neden oluyor. Zamanla biriken bu küçük ve rastgele sapmalar, Güneş Sistemi'nin dış kesimlerinde ciddi bir karışıklık ve istikrarsızlık yaratıyor.
Avrupa Uzay Ajansı'na bağlı Gaia uydusundan alınan verilerle yapılan simülasyonlar, karamsar bir gelecek tablosu çiziyor. Senaryoların büyük kısmında, Güneş dış katmanlarını henüz tam olarak kaybetmeden önce dış gezegenlerin yörüngeleri kesişmeye başlıyor.
Bu erken dönemde ortaya çıkan kaotik durum, Uranüs ve Neptün'ün yer değiştirmesine ve diğer dev gezegenlerin yörüngelerinin öngörülemez hale gelmesine yol açabiliyor. Hatta Satürn gibi halkalarıyla tanınan gezegenlerin bile uzay boşluğuna savrularak bağımsız gezegenlere dönüşmesi ihtimal dışı değil.
Yapılan modellemeler, Güneş Sistemi'nin mevcut düzeninin, Güneş beyaz cüceye dönüştükten sonraki üç milyar yıl içinde, yani bugünden on milyar yıldan daha kısa bir sürede kendi iç dinamikleri nedeniyle dağılacağını işaret ediyor.
Isaac Newton'un yüzyıllar önce tahmin ettiği sistemsel istikrarsızlığın doğruluğu bir kez daha kanıtlanmış oldu; ancak yıkımın dışarıdan gelen bir yıldızın etkisiyle değil, sistemin tam merkezindeki Güneş'in davranışları nedeniyle gerçekleşeceği anlaşıldı.

















