İsrail'in Gazze'deki saldırıları sonucu konutların büyük bölümü tahrip olurken, yerinden edilen Filistinliler temel ihtiyaçlarını karşılayamadan çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor.
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları üç yılı aşkın bir süredir devam ederken, bölgedeki Filistinliler yerinden edilmenin ağır yükünü taşıyor. Sığınacak güvenli konut sayısının son derece sınırlı olması nedeniyle, zorla göç ettirilen aileler derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor.
Saldırılar sonucunda Gazze'de yaşayan yaklaşık 2,2 milyon Filistinliden 1,9 milyonu defalarca zorla yerinden edildi. İsrail'in saldırıları, bölgedeki konutların yüzde 80'inden fazlasının yıkılmasına veya hasar görmesine neden oldu. Ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail'in uyguladığı kısıtlamalar yüzünden, Gazze'ye temel yapı ve inşaat malzemelerinin girişi hâlâ engelleniyor.
Konut stokunun büyük ölçüde tahrip olması, yüz binlerce Filistinliyi olumsuz hava koşullarına karşı korumasız çadırlarda yaşamaya itti. İsrail'in ateşkes sürecinde bile işgal alanlarını genişletme politikası, 2,2 milyonluk nüfusun Gazze Şeridi'nin yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 40'lık kısmına sıkışmasına yol açtı. Akdeniz'den İsrail askerlerinin kontrolündeki bölgelere kadar uzanan Gazze'nin her yerinde çadır kentler kurulurken, daralan toprak parçasında çadır kuracak yer bulmak bile neredeyse imkânsız hale geldi.
Evlerini kaybeden Gandur ailesi, bu zorlu koşulları yaşayan ailelerden biri. Anne Tağrid el-Gandur ve kızı İslam el-Gandur, üç yıldır süren bu çileli hayatlarını anlattı. Yazın kavurucu sıcağıyla kışın yağmur ve su baskınlarına karşı korunaksız bez çadırlarda hayata tutunmaya çalışan aile, saldırıların bitmesini ve güvenli bir hayata kavuşmayı umut ediyor.
Tağrid el-Gandur, eşini kaybettikten 20 gün sonra memleketi Cibaliye'den göç etmek zorunda kaldıklarını, o sırada kızının doğum yapmış olduğunu ve ailesiyle birlikte yola çıktıklarını hatırlattı. El-Huce Caddesi ve hastaneler çevresinde devam eden saldırılar nedeniyle yolculuklarının kesintiye uğradığını ve bazı yakınlarının geri dönmek zorunda kaldığını belirtti. Yanında parası olmayan ve bilmediği bir bölgeye giden Tağrid, çocuklarının kimliklerini yanına alarak onlara kavuşma umuduyla dört kez yer değiştirmek zorunda kaldığını aktardı.
Filistinli anne, zorunlu göç sürecinin psikolojik etkilerini, 'İnsan birbirini kaybediyor, komşularından ve mahallesinden kopuyor. Ait olmadığı bir yerde yabancı hissediyor. Burası Gazze olsa da benim bölgem güney değil' sözleriyle dile getirdi. Cibaliye'den Deyr el-Belah ve Han Yunus'a, oradan Şati'ye ve tekrar Han Yunus'a uzanan zorlu bir rota izleyen Tağrid, saldırılardan önceki huzurlu hayatlarını özlemle anlattı. Evinin güvenliğini, yiyeceğini ve huzurunu kaybetmenin acısını çeken Tağrid, şu an çadırda kum, böcek, sivrisinek ve farelerle boğuştuğunu ifade etti.
Kış aylarında yağmurun yağmasıyla ne yapacaklarını şaşırdıklarını belirten Tağrid, saldırıların bitmemesi nedeniyle her gün korku içinde yaşadığını söyledi. Yine de Cibaliye'ye dönmeyi umut ettiğini vurgulayan anne, başka bölgelerde yaşamaktansa kendi topraklarında çadırda kalmayı tercih ettiğini belirtti.
Kızı İslam el-Gandur ise saldırıların üzerinden üç yıl geçtiğini ve bu sürede yıkımın her yeri sardığını, özellikle sivillerin hayatını kaybettiğini aktardı. Eşinin, mermilerin eve girmesi ve helikopterlerin pencere önlerine gelmesi gibi tehditlere rağmen başlangıçta evi terk etmeyi reddettiğini ve çocuklar için endişe duyduğunu anlatan İslam, sonunda çocuklarla birlikte okullara sığındığını belirtti.
Eşinin 2014'teki ve son saldırılarda yaralandığını, yedi kişilik ailesinden üç kişinin de yaralandığını kaydeden İslam, eşinin omzundan yaralanıp omurgasında kırık oluştuğunu söyledi. Hem erkek hem kadın işlerini tek başına üstlendiğini belirten İslam, 'Bütün ailemin yükünü taşıyorum. Dünyaya, BM'ye ve herkese sesleniyorum. Bu durumdan kurtulmak, rahatlamak ve evimize dönmek istiyoruz. Gerçekten çok yorulduk' diyerek acısını dile getirdi.

















