Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD'nin bölge ve dünya barışını tehdit eden politikalarına son vermesi için İsrail üzerindeki etkisini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, birbirine bağlı küresel tehditlerin ortak çabaları zorlaştırdığına dikkat çekerek, Türkiye-ABD ilişkilerinin 100. yılını değerlendirirken somut kazanımlara odaklanılması gerektiğini belirtti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, New York'ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı himayesinde düzenlenen '100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri' panelinde önemli açıklamalarda bulundu. İki ülke arasındaki diplomatik bağların bir asra yaklaştığını hatırlatan Fidan, bu ilişkinin coğrafi mesafeye rağmen sınırları aşan bir ortaklığa dönüştüğünü ve tarihi krizlere rağmen dayanıklılığını koruduğunu ifade etti. Fidan, zorlukların üstesinden gelebilmenin temelinde, her iki tarafın da ortaklığın stratejik değerine olan inancının yattığını vurguladı.
Güçlü bir ivme kazanan ilişkilerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki samimi diyaloğun belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Fidan, bu dinamizmin sadece ikili ilişkileri değil, bölgesel ve küresel istikrarı da destekleyecek somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini savundu. Uluslararası sistemin derin bir dönüşüm geçirdiği, güç dengelerinin değiştiği ve teknolojinin dünyayı yeniden şekillendirdiği bir dönemde, Türkiye ve ABD'nin bu krizlere yanıt verecek kapasiteye ve siyasi iradeye sahip olduğunun altını çizdi.
Ekonomik ve askeri alanlardaki işbirliğinin genişletilmesine yönelik hedefleri de paylaşan Fidan, ikili ticaret hacminin 40 milyar dolara ulaştığını ve 100 milyar dolarlık yeni bir hedefe kilitlenildiğini belirtti. Savunma sanayii kısıtlamalarının kaldırılması ve enerji tedarikindeki gelişmelerin, ortaklık çarkını hızlandıracağını kaydeden Fidan, bölgesel güvenliğe yönelik tutumlarını da net biçimde ortaya koydu. Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar'daki istikrarın, egemen ve güçlü devletlerin varlığına bağlı olduğunu vurguladı.
Bakan Fidan, özellikle İran, Yemen ve İsrail kaynaklı tehditlerin birbirini besleyerek diplomasinin önünü tıkadığını belirterek, ABD'den beklentilerini açıkça dile getirdi. Fidan, ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barışı zedeleyen İsrail politikalarına karşı daha etkin bir baskı mekanizması oluşturmasını ve nüfuzunu artırmasını beklediklerini söyledi. Gazze'deki insani dramın uluslararası vicdanı derinden yaraladığını ifade eden Fidan, Filistin meselesine kalıcı bir çözümün, Orta Doğu'nun geleceği için hayati önem taşıdığını ve Türkiye'nin bu süreçte arabuluculuk rolüne devam ettiğini vurguladı.
Paneldeki soruları yanıtlayan Fidan, Türkiye'nin öncülük ettiği Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel sahiplenme ilkesinin bir ürünü olduğunu ve bu yapının güven eksikliğini gidermeye yönelik kurumsal bir adım olduğunu açıkladı. Fidan, ittifakın henüz yeni olduğunu ve ilk sınavlarını verdiğini belirterek, NATO ile kıyaslamaların haksız olduğunu savundu. Ayrıca, F-35 programına dönüş sürecindeki siyasi iradenin güçlü olduğunu, ancak teknik ve prosedürel adımların tamamlanmasının zaman aldığını kaydetti. Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin ise Türkiye'nin her zaman diyalog ve diplomasi taraftarı olduğunu, savaşın yıkıcı boyutlara ulaştığını ve kalıcı bir barış için tüm taraflarla temasın sürdüğünü bildirdi.

















