Türkiye ekonomisinin iki yıldır sürdürdüğü kesintisiz büyüme sürecinde, dijitalleşmenin de etkisiyle bilgi ve iletişim sektörü en yüksek performansı gösteren alan oldu.
Küresel ölçekte para politikalarının dalgalı bir seyir izlediği ve dünya genelindeki ekonomik büyümenin zor testlerden geçtiği bu süreçte, Türkiye ekonomisi olumlu performansını koruyarak kesintisiz büyüme serisini 24 çeyreğe taşıdı.
Ekonomi, 2020'nin ikinci çeyreğinde salgının ağır etkisiyle yüzde 10,1 oranında daraldıktan sonra toparlanma sürecine girerek ardı ardına pozitif büyüme rakamları elde etti. Son açıklanan verilere göre yılın ikinci çeyreğinde ekonomi yüzde 2,3 büyüdü. Üretim yöntemiyle hesaplanan cari fiyatlarla GSYH, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36'lık bir artışla 19 trilyon 869 milyar 747 milyon liraya ulaştı. Döviz bazında bakıldığında ise cari fiyatlarla GSYH 438 milyar 347 milyon dolar olarak gerçekleşti.
2020'nin üçüncü çeyreğinden bu yana yıllık bazda negatif büyüme kaydedilmeyen Türkiye'de, salgın sonrası toparlanmanın etkisiyle 2021'in ikinci çeyreğinde yüzde 22,1'e ulaşan yıllık büyüme oranı, kademeli olarak düşüş göstererek 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 seviyesine geriledi ancak pozitif seyri sürdürdü.
Bu uzun soluklu büyüme döneminde sektör performansları da dikkat çekici bir tablo çizdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre en yüksek büyüme oranını bilgi ve iletişim sektörü yakaladı. Salgın sonrası ivme kazanan dijitalleşme süreci, telekomünikasyon, yazılım ve dijital hizmetlere olan talebi artırarak bu sektörün öne çıkmasını sağladı. Söz konusu dönemde kümülatif olarak yüzde 58 büyüyen sektör, aynı dönemde ekonominin genel büyüme oranı olan yüzde 52'yi geride bıraktı ve ortalama yıllık büyüme hızını yüzde 9,7'ye taşıyarak diğer tüm sektörlerin üzerinde performans sergiledi.
Uzmanlar, bu güçlü büyümeyi dijitalleşmenin hızlanması, uzaktan çalışma altyapısına yapılan yatırımlar, e-ticaretin yaygınlaşması ve telekomünikasyon ile yazılım hizmetlerine yönelik artan taleple açıklıyor. Söz konusu dönemde tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörleri yüzde 3'lük artışla neredeyse durağan kalırken, inşaat yüzde 13,5 ve finans ve sigorta sektörleri yüzde 14'lük büyüme sağladı. Sanayi ise yüzde 23'lük artışla genel büyüme ortalamasının altında kaldı.
Harcama yöntemiyle incelenen büyüme bileşenleri, iç ve dış talep dinamikleri hakkında önemli bilgiler sundu. Yılın ikinci çeyreğinde yerleşik hane halklarının tüketim harcamaları, zincirlenmiş hacim endeksi bazında yüzde 3,5 artarak iç talebin gücünü koruduğunu gösterdi. Buna karşılık devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,8 azalırken, gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 oranında yükseldi. Mal ve hizmet ihracatı aynı dönemde yüzde 3,4 artarken ithalat yüzde 6,4 geriledi.
Gelir dağılımına ilişkin verilerde ise iş gücü ödemeleri yüzde 36,7, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 38,7 oranında artış kaydetti. Cari fiyatlarla gayri safi katma değer içindeki paylara bakıldığında, iş gücü ödemelerinin payı geçen yılın aynı çeyreğinde yüzde 38,3 iken bu yıl yüzde 38,1'e düştü. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 41,3'ten yüzde 41,6'ya yükseldi.

















