Amerikan yapay zeka firmalarının gelişim hızını düşürme çağrılarının, güvenlik endişelerinden çok, rekabet avantajını koruma, kâr oranlarını yükseltme, Çinli rakipleri geride bırakma ve devasa yatırımların getirisini alma stratejileriyle bağlantılı olabileceği öne sürülüyor.
İnsan denetiminin ötesine geçebilecek kapasiteye ulaşan dev yapay zeka sistemlerinin siber saldırılarda kullanılabileceği endişeleri tartışılırken, ABD merkezli şirketlerin temel amacının teknolojik üstünlüğü elinde tutarak hegemonyayı sağlamlaştırmak olduğu yönünde görüşler öne çıkıyor.
Sektördeki 'yavaşlama' söylemi, sadece gelişimin durdurulup durdurulmaması sorusuyla sınırlı kalmıyor; bu kuralların kimin tarafından belirleneceği, rekabet dinamiklerine etkisi ve devasa yatırımların ekonomik yansımaları gibi konular da masada tutuluyor. Çin, ABD'nin standart belirleme girişimlerine karşı, yavaşlamaya gitmeden güçlü oldukları alanlarda işbirliği yapılması gerektiğini vurguluyor.
Birçok analist, sektör liderlerinin bu çağrıları, rakiplerin ilerlemesini baltalayarak mevcut konumlarını koruma amacıyla yaptığını belirtiyor. OECD'nin Haziran ayındaki raporunda, sektörün bazı kollarındaki yoğunlaşma ve dikey entegrasyonun, altyapı, veri ve çip gibi temel girdilerdeki hakimiyeti pekiştirdiği ve mevcut pazar gücünü artırdığı ifade ediliyor. Bu durum, yavaşlama taleplerinin rekabeti kısıtlayan bir 'yumuşak kartel' işlevi görebileceği eleştirisini doğuruyor.
Forbes dergisinde ve Fox Business kanalında yapılan değerlendirmelerde, güvenlik gerekçesiyle oluşturulan ortak kuralların yeni firmaların pazara girişini zorlaştıracağı ve mevcut liderlerin konumunu güçlendireceği savunuluyor. American Institute for Economic Research temsilcisi Julia Cartwright, ABD'li şirketlerin kendini sınırlarken Çinli rakiplerin aynı kısıtlara uymamasının 'kolektif eylem sorunu' yaratacağına dikkat çekti.
ABD Kongre Araştırma Servisi'nin Eylül ayındaki analizinde, lider şirketlerin ortak yavaşlama düzenlemeleri savunmasının, sermaye harcamalarını azaltma, kârlılığı artırma ve şirket değerlemelerini destekleme gibi ekonomik sonuçları olabileceği aktarıldı. Cumberlands Üniversitesi'nden Doç. Dr. Aashis Luitel, güvenlik tartışmasının ticari boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, ortak standartların daha düşük maliyetli Çinli rakipler üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Jindal Küresel Üniversitesi'nden Doç. Dr. Nikhil Naren ise güvenlik kaygıları ile stratejik çıkarların birbirinden ayrıştırılamayacağını, rekabetin frenin ne kadar baskılanacağını belirlediğini vurguladı.
Teknolojik üstünlüğü elinde bulunduran tarafların kuralları belirleme eğilimi, sanayileşme sürecinde gelişmiş ülkelerin karbonlu büyümeden faydalanıp sonra sıkı çevre kuralları getirmesine benzetiliyor. Uzmanlar, güvenlik önerilerinin kimin işine yaradığına ve riskleri gerçekten azaltıp azaltmadığına bakılması gerektiğini savunuyor.
Tartışmanın diğer bir boyutu, sektöre aktarılan devasa sermayenin geri dönüşü sorusu. Goldman Sachs, 2026'da küresel yapay zeka yatırımlarının 1 trilyon doları aşacağını, ABD'de bu rakamın 581 milyar dolar olacağını öngörüyor. Wharton İşletme Okulu'nun araştırması ise büyük teknoloji firmalarının altyapı yatırımlarının 2027'de 1 trilyon doları aşabileceğini ve bu yatırımların karşılığını verebilmesi için verimliliğin ciddi şekilde artması gerektiğini belirtiyor. Bu durum, şirketlerin güvenlik mi yoksa yatırımların ekonomik karşılığını görmek için mi yavaşlamak istediği sorusunu gündeme getiriyor.
Yatırımcı Michael Burry, OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin yavaşlama çağrılarının aslında kendi çıkarlarına hizmet ettiğini, güvenlik söyleminin halka arz öncesinde beklentileri desteklediğini ve sektördeki gerçek yavaşlamayı maskelediğini savunuyor. Ray Dalio, yapay zeka patlamasının balonun erken aşamasında olduğunu söylerken, Bill Gurley sektörün bir 'sıfırlanma' yaşayabileceğini ve şirketlerin değerlemelerini gözden geçirmek zorunda kalacağını belirtiyor. İngiltere Merkez Bankası da değerlemelerin yüksek olduğunu ve beklentilerin zayıflaması halinde sert düzeltme riskine işaret etti.
Anthropic CEO'su Dario Amodei, yapay zekanın güvenli ilerlemesi için sürecin dengeli ve kontrollü yürütülmesi gerektiğini savunurken, bu açıklama sektörde tekelleşme ve Çin'e avantaj sağlama endişelerini tetikledi. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ise inovasyonu teşvik eden bir politika izleyerek, yapay zekanın kontrolden çıkacağı yönündeki iddiaları 'komplo' olarak nitelendirdi ve yavaşlamanın Çin'e yarayacağını öne sürdü.

















