Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan rapor, yapay zeka ve teknopolitik düzen tartışmalarında öne çıkan yaklaşımları ortaya koyuyor.
Geleceğin uluslararası rekabetinin yapay zeka teknolojileri ve bu teknolojileri mümkün kılan ileri düzey çipler, kritik mineraller, enerji kaynakları, veri altyapıları ve robotik sistemler etrafında şekilleneceği öngörülüyor. Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, rapordaki önsözde, Türkiye'nin stratejik sürprizlerle karşılaşmaması ve yeni fırsatları değerlendirebilmesi için bu dönüşümün aktif paydaşlarından biri olması gerektiğini vurguladı.
Raporda, yapay zeka ve teknopolitik düzen tartışmalarında öne çıkan teknorealist, teknopragmatist ve teknohümanist yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak ele alınıyor. Türkiye'nin bu yeni dönemde geliştirmesi gereken stratejik yaklaşımın kapsamlı şekilde değerlendirilerek, stratejik kapasite, güvenli tasarım ve toplumsal meşruiyeti birlikte esas alan özgün bir teknopolitik çerçevenin önemine dikkat çekiliyor. Türkiye'nin yapay zeka alanındaki mevcut kapasitesi ile geliştirilmesi gereken alanlar birlikte değerlendiriliyor. Savunma sanayisinde elde edilen teknik birikimin, yapay zeka destekli karar mekanizmalarının ve operasyonel tecrübeyle oluşan veri birikiminin Türkiye'ye önemli avantajlar sağladığı belirtiliyor.
Raporda, Türkiye açısından üç teknopolitik yaklaşımdan herhangi birinin tek başına yeterli bir çerçeve sunmadığı vurgulanıyor. Teknorealist yaklaşımın devlet kapasitesini güçlendirmeye yönelik önemli tespitler ortaya koymasına rağmen, güvenlik odaklı bakışın hukuki ve toplumsal sınırları ikinci plana itebileceğine dikkat çekiliyor. Teknopragmatist yaklaşımın güvenli ve denetlenebilir sistemlerin geliştirilmesi konusunda işlevsel bir çerçeve sunduğu ancak şirket merkezli bir anlayış taşıdığı belirtiliyor. Teknohümanist yaklaşımın ise insan onuru ve toplumsal meşruiyet açısından güçlü bir normatif zemin oluşturmasına karşın stratejik kapasite ve uygulama alanlarında aynı ölçüde somut çözümler sunamadığı ifade ediliyor.
Raporda, Türkiye için sürdürülebilir bir teknopolitik konumun ancak stratejik kapasite, güvenli tasarım ve toplumsal meşruiyeti aynı kurumsal anlayış içerisinde buluşturan bir sentezle mümkün olacağı vurgulanıyor. Böyle bir yaklaşımın Türkiye'yi yapay zeka alanında yalnızca teknolojiyi kullanan ve uygulayan bir ülke olmaktan çıkararak, kendi doktrinini ve yönetişim modelini geliştiren etkin bir aktöre dönüştürebileceği ifade ediliyor. Raporda, Türkiye'nin teknopolitik alandaki stratejik kapasitesini güçlendirmeye yönelik kapsamlı politika önerileri de sunuluyor.
