İŞ VE EKONOMİ DÜNYASININ HABER SİTESİ
  1. Haberler
  2. İş Dünyası
  3. Türkiye lojistikte yeni bir döneme hazırlanıyor

Türkiye lojistikte yeni bir döneme hazırlanıyor

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

E-ticaretin büyümesi, teslimat sürelerinin kısalması ve artan operasyon maliyetleri, şirketleri geleneksel depolardan akıllı depo sistemlerine yönlendiriyor. Yapay zekâ ve robotik otomasyonla çalışan yeni nesil depolar, lojistik sektöründe yalnızca verimliliği değil, rekabet koşullarını da değiştiriyor. Temesist Şirketler Grubu CEO’su Murat Kadir Gül’e göre Türkiye, gelişen teknolojik altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olabilir.

Lojistik sektöründe rekabet artık yalnızca ürünün nereden nereye ne kadar sürede taşındığıyla ölçülmüyor. Ürünün depoya girişinden raflara yerleştirilmesine, siparişin hazırlanmasından sevkiyata kadar geçen sürenin her aşaması şirketlerin maliyetlerini ve rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.

Özellikle e-ticaret hacmindeki hızlı büyüme, tüketicilerin daha kısa teslimat süreleri beklentisi ve artan iş gücü maliyetleri, şirketleri depo operasyonlarını yeniden düşünmeye zorluyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ, robotik sistemler ve otomasyon teknolojileri bulunuyor.

Temesist Şirketler Grubu CEO’su Murat Kadir Gül, yeni nesil depoların artık yalnızca ürünlerin saklandığı alanlar olmadığını belirterek, depo yatırımlarının giderek daha fazla mühendislik ve teknoloji yatırımı niteliği kazandığını ifade ediyor.

Gül’e göre otomotivden e-ticarete, savunma sanayinden gıdaya kadar farklı sektörlerin depo ihtiyaçları birbirinden ayrışırken, tek tip çözümler yerini sektöre ve operasyonun yapısına özel tasarlanan sistemlere bırakıyor.

Depoda yeni dönem: Robotlar iş başında

Depo otomasyonunda öne çıkan teknolojilerden biri de robotik mekik sistemleri.

Temesist tarafından Türk mühendisliğiyle geliştirilen dört yönlü robotik mekik sistemi, yaklaşık 1,5 ton yük taşıma kapasitesiyle depo içerisindeki ürün hareketlerinin insan müdahalesine ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilmesini sağlıyor.

Robot, ürünü ilgili rafa taşıyor; ihtiyaç halinde ise ürünü bulunduğu yerden alarak teslim noktasına ulaştırıyor. Böylece hem ürün hareketlerinde hız kazanılıyor hem de depo içerisindeki insan kaynaklı operasyonların azaltılması hedefleniyor.

Sistemin dikkat çeken özelliklerinden biri ise farklı çalışma koşullarına uyarlanabilmesi. Gül, geliştirilen robotik mekik sisteminin eksi 30 dereceye kadar soğuk hava depolarında çalışabildiğini belirtiyor.

Bu teknoloji, özellikle gıda ve soğuk zincir lojistiğinde otomasyonun önünü açabilecek çözümler arasında gösteriliyor.

Daha az alanla daha fazla kapasite

Depo teknolojilerindeki dönüşüm yalnızca robotlardan ibaret değil. Depoların mimarisi ve taşıyıcı sistemleri de yeni teknolojiyle birlikte değişiyor.

Temesist’in geliştirdiği dış cephe giydirme sistemiyle raf sistemlerinin aynı zamanda yapının taşıyıcı unsurlarını oluşturabildiğini belirten Gül, bu model sayesinde geleneksel yapılardaki kolon ve kiriş ihtiyacının ortadan kaldırılabildiğini ifade ediyor.

‘Kolonsuz depo’ olarak öne çıkan bu yaklaşım, aynı arazi üzerinde daha yüksek depolama kapasitesine ulaşılmasını mümkün kılıyor. Özellikle arsa maliyetlerinin yükseldiği ve depo alanına duyulan ihtiyacın arttığı bir dönemde, metrekare başına daha fazla ürün depolayabilmek şirketler açısından önemli bir avantaj sağlıyor.

Gül, otomasyon yatırımlarının kısa vadeli maliyetlerden çok uzun vadeli rekabet gücü açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Geleneksel sistemlerin ilk yatırım aşamasında daha düşük maliyetli görünebildiğini belirten Gül, iş gücü, zaman kaybı ve operasyonel verimlilik dikkate alındığında otomasyonun uzun vadede daha avantajlı bir modele dönüştüğünü savunuyor.

Yeni fabrika ile üretimde de otomasyon dönemi

Depo otomasyonuna yönelik talep artarken, Temesist üretim kapasitesini de teknoloji yatırımlarıyla büyütüyor.

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere farklı pazarlarda projeler gerçekleştiren şirket, Sırbistan, Bulgaristan, Almanya, İngiltere ve Dubai’deki yapılanmasını sürdürüyor.

Gül, özellikle Körfez ülkelerinde depo otomasyonu yatırımlarının hız kazandığını ve Türk mühendisliğiyle geliştirilen çözümlere yönelik uluslararası ilginin arttığını belirtiyor.

Artan talebi karşılamak amacıyla ikinci fabrika niteliğinde yeni bir üretim alanını devreye aldıklarını açıklayan Gül, yeni nesil üretim hatlarıyla raf sistemlerinin önemli bölümünün insan müdahalesi olmadan üretilebildiğini söylüyor.

Üretimdeki otomasyonun yalnızca kapasite artışı sağlamadığını belirten Gül, teknoloji yatırımlarının kalite standardizasyonu ve teslim sürelerinde de önemli iyileşmeler yarattığını ifade ediyor.

Türkiye’nin lojistik merkezi olma ihtimali güçleniyor

Depolama sektöründeki teknolojik dönüşümün Türkiye açısından yalnızca şirketlerin verimliliğiyle sınırlı olmadığını belirten Gül, ülkenin jeopolitik konumuna da dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika arasındaki ticaret yollarının kesişim noktasında bulunmasının lojistik açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten Gül, Kalkınma Yolu, Orta Koridor ve Kuşak ve Yol gibi uluslararası ulaşım ve ticaret projelerinin Türkiye’nin bölgesel lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirebileceğini ifade ediyor.

Bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesinde ise yalnızca coğrafi konumun yeterli olmayacağı görülüyor. Akıllı depolar, otomatik taşıma sistemleri, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yüksek katma değerli lojistik teknolojileri, Türkiye’nin bölgesel rekabette öne çıkmasında belirleyici olabilir.

Rekabet artık fiyatla değil teknolojiyle kazanılıyor

Küresel ticarette Türk şirketleri açısından fiyat rekabetinin giderek zorlaştığını belirten Gül, özellikle Çin merkezli üreticilerle yalnızca fiyat üzerinden rekabet etmenin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.

Bu noktada çözümün mühendislik, teknoloji ve katma değerli ürün geliştirmekten geçtiğini ifade eden Gül, Türk şirketlerinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için teknolojik çözümler geliştirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Depolama sektöründeki dönüşüm de bu değişimin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bugünün deposunda ürünleri yalnızca raflara yerleştiren sistemlerin yerini; veriyi analiz eden, ürün hareketini yöneten, robotlarla çalışan ve operasyonu minimum insan müdahalesiyle sürdüren akıllı sistemler alıyor.

Lojistiğin geleceği artık daha büyük depolardan değil, daha akıllı depolardan geçiyor. Türkiye’nin önündeki fırsat ise yalnızca bu teknolojileri kullanmak değil, Türk mühendisliğiyle geliştirilen çözümleri küresel pazara ihraç edebilmek.
Türkiye lojistikte yeni bir döneme hazırlanıyor
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Ekonomi ve İş Dünyasından en güncel haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Sektör Gündem ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir