İŞ VE EKONOMİ DÜNYASININ HABER SİTESİ
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. ŞİÖ, Dünyanın Nüfusu ve Ekonomik Gücünün Belirleyici Payını Elinde Tutuyor

ŞİÖ, Dünyanın Nüfusu ve Ekonomik Gücünün Belirleyici Payını Elinde Tutuyor

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), dünya nüfusunun yüzde 42'sinden fazlasını ve küresel ekonominin dörtte birini kapsayan devasa bir potansiyele sahip olarak; ticaret, enerji, yatırım ve ulaştırma eksenli küresel dinamiklerde etkili bir yapı konumundadır.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), dünya nüfusunun yüzde 42'sinden fazlasını ve küresel ekonominin dörtte birini kapsayan devasa bir potansiyele sahip olarak; ticaret, enerji, yatırım ve ulaştırma eksenli küresel dinamiklerde etkili bir yapı konumundadır.

Ekonomik Araştırmalar ve Reformlar Merkezi (CERR) tarafından ŞİÖ'nün 25. kuruluş yıldönümü vesilesiyle derlenen verilere göre, üye ülkelerin toplam nüfusu 3,4 milyara yaklaşırken, birleşik nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasılası 26 trilyon dolar seviyesinin üzerine çıkmıştır. Satın alma gücü paritesi bazında bakıldığında ise bu ülkeler, küresel GSYH'nin üçte birinden fazlasını temsil etmektedir.

2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan'ın öncülüğünde kurulan örgüte, 2017'de Hindistan ve Pakistan, 2023'te İran ve 2024'te Belarus katılarak üye sayısı 10'a ulaşmıştır. Kuruluş aşamasında güvenlik ve istikrara odaklanan ŞİÖ, günümüzde enerji, tarım, turizm, teknoloji, ulaştırma ve ticareti de içine alan kapsamlı bir işbirliği platformuna dönüşmüştür.

2025 yılında ŞİÖ ülkelerinin ortalama ekonomik büyüme oranı yüzde 5 civarında gerçekleşerek, küresel ortalamadaki yüzde 3,4'lük büyümenin üzerinde seyretmiştir. Enerji ve sanayi alanında da güçlü bir konuma sahip olan üye ülkeler, dünya kömür üretiminin yaklaşık yüzde 69'unu ve doğal gaz üretiminin yüzde 30'unu karşılamaktadır.

Örgüt içi ticaret hacmi, 2015-2024 döneminde yaklaşık 2,5 kat artarak 271 milyar dolardan 674 milyar dolara yükselmiştir. Bu süreçte ŞİÖ ülkelerinin toplam dış ticaretteki payı da yüzde 8,9'dan yüzde 14,2'ye çıkmıştır. Türkiye ise 2012'den bu yana örgütün 'diyalog ortağı' olarak aktif rol üstlenmekte; terörizm, sınır ötesi suçlar, enerji ve bölgesel bağlantısallık konularındaki gelişmeleri takip etmektedir.

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Prof. Dr. Emel Parlar Dal, ŞİÖ'nün genişlemesinin Batı'ya karşı doğrudan bir alternatif güç bloğu olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. Dal, örgütün AB ve NATO ile aynı kurumsal yapıya sahip olmadığını belirterek, son genişleme hamlesinin Avrasya'daki aktörlerin birbirini dengeleme ve bölgesel kapasiteyi artırma arayışını yansıttığını ifade etti.

Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerindeki derinliğe karşın ŞİÖ ile olan temaslarının daha düşük yoğunluklu ve çalışma grupları üzerinden yürütüldüğünü aktaran Dal, örgütün kolektif savunma odaklı değil, güvenlik diyaloğu ve kapasite inşasına yönelik olduğunu hatırlattı. Bu nedenle Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmesinin Batı'dan kopuş değil, stratejik özerkliği ve dış politika manevra alanını genişletme çabası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Dal, üye ülkeler arasındaki ekonomik ve stratejik önceliklerin farklılığı ile koordinasyon eksikliğinin, homojen bir ekonomik blok oluşumunu zorlaştırdığını belirtti. Rusya ve Belarus'un yaptırımlarla mücadele etmeye çalışırken, Hindistan, Pakistan ve Çin'i dengeleme, Orta Asya ülkelerinin ise Çin-Rusya asimetrisini yönetme gayretlerinin örgüt içindeki bütünlüğü sınırladığını kaydetti.

ŞİÖ'nün, Batı'nın Avrasya'daki müdahaleci rolünü sınırlama amacı taşıyan, ancak BRICS+ gibi yapılarla birlikte alternatif küresel düzen arayışının parçası olan bir platform olduğunu ifade eden Dal, Türkiye'nin diyalog ortaklığı statüsünün Avrasya'daki projelerde işbirliği kanallarını genişlettiğini ancak kurumsal düzeyde büyük bir dönüşüm sağlamadığını dile getirdi.

Ankara'nın bölge ülkeleriyle ilişkilerini ikili mekanizmalar, Kuşak ve Yol Girişimi ve Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden derinleştirmeyi tercih ettiğini belirten Dal, Hindistan ile yaşanan güvensizlik ve Rusya ile Ukrayna savaşına dayalı farklılıkların ŞİÖ içinde daha güçlü bir entegrasyonu engellediğini ve kısa vadede ilişkilerin derinleşme olasılığının düşük olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin asıl üstünlüğünün Batı ile Avrasya arasında köprü görevi görmesi olduğuna dikkat çeken Dal, ŞİÖ ile aşırı yakınlaşmanın NATO ve AB nezdinde güven kaybına yol açarak bu stratejik avantajı zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, örgüt içi ticaret artışının ekonomik bütünleşme olarak değil, ikili ilişkiler ve Kuşak ve Yol Girişimi'nin etkisiyle gerçekleşen bir derinleşme olarak okunması gerektiğini, Çin'in yarattığı asimetrinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ekledi.

Son olarak Dal, Orta Koridor ve yeni ulaştırma ağlarının Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu ancak Hindistan-Pakistan-Çin rekabeti, Rusya-Çin gerilimi ve Orta Asya'nın özerklik arayışlarının riskler barındırdığını belirtti. Ankara'nın bu jeopolitik rekabetlerden uzak durarak, ŞİÖ'yü bir bloklaşma aracı olarak değil, ekonomik ve bağlantısallık fırsatlarını değerlendirmek için kullandığı takdirde başarı sağlayacağını sözlerine ekledi.

ŞİÖ, Dünyanın Nüfusu ve Ekonomik Gücünün Belirleyici Payını Elinde Tutuyor
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Ekonomi ve İş Dünyasından en güncel haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Sektör Gündem ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir