Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TPAO'nun uluslararası operasyonlarını genişletme stratejisi kapsamında Oruç Reis sismik gemisinin Pakistan açıklarına doğru seyrettiğini açıkladı.
Bakan Bayraktar, İstanbul Finans Merkezi’nde yer alan Enerji Piyasaları İşletme AŞ binasında, uluslararası basın ve yabancı medya temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye’nin ‘Milli Enerji 2040’ vizyonunun temel taşı olan elektrifikasyon odaklı dönüşüm stratejisi öne çıkarıldı.
Bayraktar, 2040 yılına kadar mevcut politikalar doğrultusunda günlük ham petrol tüketiminin 1,2 milyon varile, doğal gaz tüketiminin ise 77 milyar metreküpe ulaşmasının öngörüldüğünü ancak bu rakamları sırasıyla 720 bin varil ve 57 milyar metreküp seviyelerine çekmeyi hedeflediklerini belirtti. Toplam petrol ve gaz ihtiyacının günlük 1,7 milyon varil eşdeğerinde seyredeceğini vurgulayan bakan, TPAO’nun Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki faaliyetlerini yoğunlaştıracağını, Gabar ve Güneydoğu Anadolu’daki arama çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.
Uluslararası petrol devleriyle imzalanan işbirliği anlaşmalarına atıfta bulunan Bayraktar, büyüme stratejilerinin birleşme, satın alma ve büyük şirketlerle ortaklık modellerine dayandığını ifade etti. Bu strateji çerçevesinde Somali açıklarında sondaj faaliyetleri yürütüldüğünü ve Pakistan’a yönelik hazırlıkların hız kazandığını dile getiren Bayraktar, ‘Oruç Reis sismik araştırma gemimiz şu an Pakistan açıklarına doğru yolculuğunda’ dedi.
Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının her iki tarafa da yeni çalışma alanları kazandırdığını hatırlatan Bakan, arama faaliyetlerinin ekonomik sürdürülebilirlik ilkesine göre şekillendirildiğini söyledi. ‘Neden Doğu Akdeniz’de, Karadeniz’de, Somali’de ve Pakistan’dayız? Yakın gelecekte Suriye, Irak veya Lübnan kıyılarında da var olabiliriz. Bunun nedeni, petrol ve doğal gaza olan acil ihtiyacımızdır’ şeklinde konuştu.
Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden faaliyete geçmesi olasılığına ilişkin değerlendirmede bulunan Bayraktar, enerji ve maden kaynaklarını barış ve refah aracı olarak kullandıklarını, Suriye’deki istikrara katkıda bulunmak için bu işbirliğine ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Hattı bir tehdit olarak görmediklerini belirten bakan, Türkiye güzergahının kapasitesinin 1,5 milyon varilden 2,5 milyon varile, Suriye güzergahının ise 1 ila 1,5 milyon varile çıkarılabileceğini önerdi. Türkiye güzergahının maliyet, güvenlik ve istikrar açısından daha avantajlı olduğunu savundu.
‘Milli Enerji 2040’ vizyonu kapsamında planlanan 500 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık 200 milyar dolarının kamu şirketleri tarafından gerçekleştirileceğini açıklayan Bayraktar, şirketlerin sukuk veya ticari borçlanma yoluyla aradığı finansmana Körfez ve Batılı finans kuruluşlarından yoğun ilgi gösterildiğini aktardı. Özellikle nükleer enerji projelerinin Dünya Bankası, IFC ve EBRD gibi uluslararası kuruluşların desteğini gerektirdiğini ve bu kurumlarla yakın temas halinde olduklarını belirtti.
Kömürden temiz enerjiye geçiş sürecinde doğal gazın köprü rolü oynayacağını ve nükleer enerjideki potansiyeli yüksek gördüklerini ifade eden Bayraktar, sektördeki 30 bin çalışan için adil geçiş mekanizması üzerinde çalıştıklarını, bu sürecin 10-15 yıl sürebileceğini öngördü. Yerli kömürün arz güvenliği ve istihdam açısından önemini vurgulayan bakan, yeni beceriler kazandırma ve istihdamın sürdürülmesi amacıyla ilgili bakanlıklarla koordineli çalıştıklarını söyledi. 2040 yılına kadar 10 gigavatlık nükleer kurulu güce ulaşmanın, kömürden çıkış stratejisinin temel koşulu olduğunu ve bu tablonun 2030’da netleşeceğini belirtti.
Rusya’dan gaz alımının azalmasıyla ABD’den tedarikin artmasının fiyat rekabetinden kaynaklandığını belirten Bayraktar, Yunanistan ile enerji işbirliğine kapalı olmadığını, ancak siyasi engellerle karşılaşıldığını anlattı. Kıbrıs’a denizaltı kablosu ile elektrik vererek adadaki fuel-oil santrallerini devre dışı bırakmayı hedeflediklerini, ancak ENTSO-E’nin teknik onayı vermemesi ve Yunanistan ile GKRY’nin itirazları nedeniyle sürecin siyasi boyut kazandığını aktardı. Ayrıca, Türkiye’den Ada’ya doğal gaz boru hattı döşeme planlarını da paylaştı.
Bangladeş’teki saha ihalelerinin 2027 Mart’a ertelendiğini ancak ilgisinin sürdüğünü belirten Bayraktar, jeolojik koşulların uygunluğu ve ülke şartlarının elverişliliğine göre yeni projelere açıldıklarını söyledi. Küresel dizel piyasasındaki sıkışıklık nedeniyle Rusya’dan motorin alımının yeniden başladığını ve bu tedarikin işleri kolaylaştırdığını ifade etti. Türkiye’nin küresel karbon emisyonlarındaki payının %1,1 olduğunu hatırlatarak, 2050 hedeflerine ulaşmak için kritik yıllardan geçildiğini ve ABD’nin siyasi olarak sürece yeterince dahil olmamasının endişe verici olduğunu vurguladı.
Cezayir ile 1994’ten bu yana süren işbirliğini uzatma ve hacim artırma niyetinde olduklarını belirten Bayraktar, rekabetçi fiyat ve güvenilir tedarikin öncelikli olduğunu söyledi. Avrupa’nın Rus gazı ithalatını sonlandırma planlarına karşılık, Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin Avrupa’ya satışına yönelik önerilere dikkat çeken bakan, Türkmenistan gazının bu boşluğu doldurabileceğini, TANAP’taki atıl kapasiteyi değerlendirmek için Trans-Hazar projesini desteklediklerini ancak sahalardaki üretim düşüşünün öncelikli sorun olduğunu aktardı. Sudanlı yetkililerle madencilik ve enerji alanındaki görüşmelerin Türkiye’yi bölgede daha aktif kılacağını ve Sinop ile Trakya’daki nükleer santral projeleri için Kanada, Güney Kore, Çin ve Rusya’daki şirketlerle finansman odaklı müzakereler yürüttüklerini açıkladı. Akkuyu NGS’de devam eden testlerin aralık ayında ilk fiziksel başlatma hedefine dönüştürüldüğünü ve ticari elektriğin şebekeye verilmesinin planlandığını sözlerine ekledi.

















