Libya’daki kronik siyasi bölünmüşlüğü giderme amacıyla Doğu ve Batı’yı temsil eden 4+4 Küçük Diyalog Komitesi, 24 ay içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını öngören tarihi mutabakatı resmileştirdi.
Afrika’nın önde gelen enerji kaynaklarına sahip Libya’da, ülkeyi ikiye bölen uzun soluklu siyasi kutuplaşmayı sona erdirmek için stratejik bir hamle gerçekleştirildi. Ülkenin kilit siyasi ve askeri aktörlerini bünyesinde barındıran ‘4+4’ Küçük Diyalog Komitesi, Libya’yı 24 aylık süreçte cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine taşımayı hedefleyen kapsamlı bir anlaşma metnine imza attı.
Peki imzalanan bu belgede hangi hükümler yer alıyor ve daha önce defalarca tıkanan seçim takvimi bu kez hayata geçirilebilecek mi?
Muammer Kaddafi’nin 2011’de devrilmesinin ardından derinleşen siyasi ve askeri kriz, Libya’yı zamanla iki ayrı güç odağına böldü. Başkent Trablus merkezli batı yönetimi ile Tobruk’taki Temsilciler Meclisi ve Halife Hafter komutasındaki doğu güçleri arasında yaşanan rekabet, Nisan 2019’da Hafter ordusunun Trablus’a yönelik saldırı girişimiyle zirveye ulaştı. Türkiye’nin BM tarafından tanınan Trablus yönetimine sağladığı destek, sahadaki dengeyi değiştirdi ve askeri çözümü zayıflatarak siyasi müzakere sürecinin yeniden canlanmasına zemin hazırladı.
BM arabuluculuğunda 2020’de sağlanan ateşkes ve 2021’de Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda Abdulhamid Dibeybe önderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti ile Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi’nin seçilmesi, yeni bir dönemin kapısını araladı. Ancak, adaylık kriterleri, seçim sıralaması ve itiraz mekanizmalarındaki belirsizlikler nedeniyle 24 Aralık 2021 için planlanan sandıklar kurulamadı.
Özellikle askerlerin ve çift vatandaşların adaylık konusundaki tartışmalar, Süveyse Kaddafi ve Halife Hafter gibi isimlerin hukuki statüsü üzerinden seçim takvimini belirsiz bir tarihe erteledi. Yeni mutabakatın ana hedefi, seçimlerin 24 ayı aşmayan bir sürede, tek bir yürütme organı ve birleşik devlet kurumları eşliğinde gerçekleştirilmesidir.
Anlaşma, Trablus ve Bingazi’deki parçalı yönetimlerin yerine tüm ülkeyi kapsayan birleşik bir yürütme organının oluşturulmasını şart koşuyor. Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’ndaki yönetim krizini çözmek amacıyla, komisyonun Doğu ve Batı’yı temsil edecek isimlerle yeniden yapılandırılması kararlaştırıldı. Hukuki çerçeve olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2023 tarihli 28 sayılı yasa, parlamento seçimlerinde ise 2014 tarihli 10 sayılı yasa esas alınacak; ancak mevcut tartışmalı maddeler revize edilecek.
Uzlaşı sağlanan kritik noktalardan biri, askerlerin ve çift vatandaşların siyasi katılımı oldu. Askerler cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hem oy kullanacak hem de aday olabilecek; ancak askeri kurumların tarafsızlığını koruyacak yasal düzenlemeler yapılması gerekecek. Çift vatandaşlara da adaylık hakkı tanınırken, kazanan adayın yemin etmeden önce Libya dışındaki vatandaşlığından feragat etmesi istenecek. Bu şart yerine getirilemezse seçimlerin yenilenmesini sağlayan bir hukuki mekanizma devreye girecek. Bu düzenleme, ABD vatandaşlığı bulunan Halife Hafter’in adaylığındaki en büyük engeli kaldırabilir.
Adayların, ülkenin farklı bölgelerinden en az 20 bin destek imzası toplaması zorunlu tutuluyor. İlk turda yüzde 50 üzerinde oy alan bir aday için ikinci tur zorunlu olmayacak ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin sonuçları birbirinden bağımsız değerlendirilecek. Bu sayede bir seçimde yaşanacak krizin diğerini geçersiz kılmasının önüne geçilecek.
Kalıcı anayasa meselesi, seçim sonrası oluşacak yeni parlamentoya havale ediliyor. Trablus, Bingazi ve Sebha arasındaki coğrafi dengeyi sağlamak amacıyla yeni meclis ve yürütme organı toplantılarının bu üç şehirde dönüşümlü yapılması planlanıyor. Böylece, siyasi ve ekonomik açıdan geri planda kalan güney bölgesinin de sürece dahil edilmesi hedefleniyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi’ne bir ay süre tanındı. Bu kurumlar metni reddederse, daha geniş katılımlı bir ulusal mekanizma devreye alınarak belge ‘anayasal statü’ye kavuşturulacak ve BM Güvenlik Konseyi’nin desteği aranacak. Başbakan Dibeybe ve Halife Hafter, anlaşmanın meşruiyet ve istikrar açısından taşıdığı önemi vurgulayarak desteklerini açıkladı.
Geçmişte benzer pek çok mutabakat, taraflar arasındaki güç paylaşımı anlaşmazlıkları nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Yeni anlaşmanın ilk sınavı ise imza töreninin hemen ardından geldi. 4+4 Komitesi’nin Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu başkanlığına Dhaou İbrahim Atiyye’yi önermesine karşın, Başkanlık Konseyi Başkanı el-Menfi mevcut başkanı İmad es-Sayih’i görevlendirerek bir kararname yayımladı. Bu durum, kararların hangi makam tarafından yürütüleceği konusunda yeni bir hukuki tartışma yarattı.
Devlet Yüksek Konseyi yönetimi de bilgilendirme eksikliği gerekçesiyle itirazda bulundu. Konsey adına imza atan iki üyenin kurumlarının muhalefeti, temsilcilerin kararlarının bağlayıcılığı sorusunu gündeme getirdi. Birleşik hükümetin nasıl şekilleneceği, başbakanın kim olacağı ve yetki dağılımı gibi konularda henüz net bir model ortada yok. Uluslararası gözlemciler, geçici hükümetlerin Libya’da kalıcı statü kazanma riskine dikkat çekiyor.
Nisan ayında Doğu ve Batı’nın 190 milyar dinarlık ortak bütçede uzlaşması olumlu bir gelişme olsa da, bütçenin sahada tam uygulanamaması, anlaştıklarının hayata geçirilmesi arasındaki makası gözler önüne serdi. Güvenlik cephesinde ise Doğu ve Batı genelkurmay başkanlarının Sirte’de buluşarak ortak tatbikat ve sınır güvenliği konularında ilerleme kaydetmesi dikkat çekici. Ancak batıdaki merkezi otoriteye bağlı olmayan silahlı gruplar ve doğudaki Hafter ailesi kontrolündeki güçler, seçim güvenliğinin sağlanmasında hâlâ kritik bir belirsizlik unsuru olarak duruyor.
Bu süreci öncekilerden ayıran en büyük fark, Trablus yönetimi ve Hafter’in doğrudan sürece dahil olması. Geçmişte sadece yasama organlarıyla sınırlı kalan düzenlemelerden farklı olarak, sahada fiili güce sahip aktörlerin imzası bulunuyor. Dibeybe ve Hafter’in desteği sürecin hayata geçme şansını artırırken, asıl test, seçim sonucunda mevcut yetkilerini kaybetme riskini her iki tarafın da kabul edip etmeyeceği olacak.

















