Uydu verileri, İsrail ordusunun Gazze'deki yıkıntıları ve altındaki cenazelerle birlikte silerek bu alanlara askeri üsler kurduğunu gösterdi; bu durum, savaş suçları delillerinin yok edildiği ve uluslararası hukukun ihlal edildiği iddialarını beraberinde getirdi.
Uydu görüntülerinin analiz edildiği raporlara göre, İsrail ordusu Gazze Şeridi'ndeki yıkıntıları, altlarında mahsur kalmış olabilecek cesetler ve olası suç kanıtlarıyla birlikte iş makineleri aracılığıyla ortadan kaldırıyor. Bu temizlenmiş alanların üzerine yeni askeri karakollar ve üsler kurulduğu belgelendi.
Daha önce yoğun nüfuslu olan ve şimdi harabeye dönmüş bölgelerde yürütülen bu operasyonlar, Filistinli ailelerin yakınlarının naaşlarına ulaşmasını tamamen imkansız hale getirdi. Gazze kentinde evi bombalanan Dalal Faraj, evinin bulunduğu bölgenin tamamen silindiğini gösteren görüntüleri gördüğünde, "Cenazeler, evler ve enkaz nereye gitti?" diyerek büyük bir üzüntü yaşadı. 2023 Ekim'inde Şucaiyye Mahallesi'ndeki evini terk eden Faraj, 8 Ekim'deki hava saldırısının ardından eşi Taha ve oğlu Nasr'dan haber alamıyordu. Sonraya ait uydu kayıtları, ailenin evinin kuzeyinde onlarca iş makinesi ve kamyonun çalıştığını, ardından arazinin düzleştirilip üzerine askeri üs kurulduğunu ortaya koydu.
Araştırmada Refah'taki 'İsveç Köyü' olarak bilinen bölge de incelenen örnekler arasında yer aldı. 36 yaşındaki Şahir Muhammed Ebu Avde, evinin F-16'larca vurulması sonucu 14 akrabasının enkaz altında kaldığını ancak kendisinin kurtulduğunu anlattı. Mayıs 2026'ya kadar enkazın yerinde durduğu görülen bölgede, Ağustos 2026 tarihli görüntülerde molozların tamamen kaldırıldığı ve mahallenin üzerine askeri bir üs inşa edildiği tespit edildi. Ebu Avde, enkazın yok edilmesinin ailesinin cenazelerine ulaşma umudunu tamamen söndürdüğünü ifade etti.
Londra merkezli Forensic Architecture'dan araştırmacı Julia Nueno Guitart, benzer nitelikte 2 binden fazla vakayı kaydettiklerini ve görsel kanıtlarla 43 kesin ölüm vakasını doğruladıklarını bildirdi. Guitart, İsrail ordusunun cenazelerin henüz çıkarılmadığı alanları bile düzleştirerek yeni üsler kurduğunu ve ateşkes sonrası yaşananların, önceki dönemden farklı yeni bir yıkım türünü temsil ettiğini vurguladı.
Uluslararası hukuk uzmanı Prof. Dr. Janina Dill, bombalanmış bölgelerdeki enkazın kaldırılmasının yasal olabilmesi için cenazelerin toplanması, kimlik tespiti ve delillerin korunması şartının bulunduğunu belirtti. Bu kurallara uyulmadan yapılan temizliklerin yasak olduğunu ve Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu kaydeden Dill, İsrail'in yükümlülüklerini ihlal ettiğini savundu. İsrail ordusu, ateşkes sonrası çıkarılan cenazelerin Filistinlilere teslimi konusunda soruları yanıtsız bırakırken, BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, enkaz çalışmalarının uluslararası suç delillerini yok etmemesi gerektiğini ve Gazze'nin enkazının soykırım dahil çeşitli suçların kanıtı niteliğinde olduğunu açıkladı.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024'te delillerin korunması için verdiği tedbir kararına rağmen, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği temsilcisi Ajith Sunghay, kalıntıların bulunup onurlu bir şekilde defnedilmesinin İsrail'in açık bir hukuki yükümlülüğü olduğunu hatırlattı. 10 Ekim 2025'te başlayan ateşkes sürecinde 1.421 kişinin hayatını kaybettiği ve 834 cenazenin enkazdan çıkarıldığı bildirilirken, Ekim 2023'ten bu yana Gazze'deki saldırılarda toplam 74 bin 22 Filistinlinin yaşamını yitirdiği ve 175 bin 98 kişinin yaralandığı aktarıldı.

















