İsrail Cezaevi İdaresi’nin, dış denetimlerin ve hukuki temsilin kısıtlanmasıyla oluşan koruma kalkanı altında, Filistinli mahkumlara yakın mesafeden plastik mermi ateşlediği, tıbbi müdahalelerin bilinçli olarak ertelendiği ve tutukluların kaderinin gardiyanların keyfine bırakıldığı ortaya kondu.
Haaretz gazetesinin aktardığı bilgilere göre, İsrail cezaevlerinde Filistinli mahkumlara uygulanan şiddet, çeşitli ve sistematik boyutlara ulaştı. Bu baskıların en belirgin yansımalarından biri, mahkumların ağır yaralanmasına yol açan plastik mermi kullanımının yaygınlaştırılması oldu.
Mahkumların ifadelerine dayanan raporda, bu atışların çoğu kez çok yakın mesafeden ve farklı koğuşlarda gerçekleştirildiği vurgulandı. Vakalardan biri, bir mahkumun plastik mermiyle yaralanması sonucu acil ameliyata alınarak bir organının kaybına uğraması olarak öne çıktı. Yakın mesafeden yapılan bu atışların, geri dönüşü olmayan kalıcı hasarlar yarattığına dikkat çekildi.
Gazze’ye yönelik saldırıların başlamasından bu yana, Filistinli mahkumların yaralandığı 21 ayrı olayın tespit edildiği belirtildi. Raporda, cezaevlerinde herhangi bir çatışma veya olay olup olmadığına bakılmaksızın plastik mermilerin rutin bir uygulama haline geldiği ifade edildi. Bir mahkumun, hiçbir neden gösterilmeden vurulduğu ve yoğun nüfuslu bir hücrede bekletildiği anlatıldı.
Tıbbi ihmalin boyutları, yaralanan bir mahkumun 15 gün boyunca klinikte tedavisinin yapılmaması ve gerekli ameliyatın ancak serbest bırakıldıktan sonra gerçekleştirilebilmesiyle somutlaştı. Bu durumun, orantısız güç kullanımının ötesinde, Cezaevi İdaresi’nin tıbbi sorumluluklarını bilinçli olarak yerine getirmediğini gösterdiği kaydedildi. Uyuşukluk salgını gibi genel sağlık sorunlarına ve gardiyanlar tarafından yaralanan mahkumlara müdahale edilmemesine göz yumulduğu da tespitler arasında yer aldı.
Hukuki temsilin zayıflaması, mahkumların yaşadıkları mağduriyetleri dile getirmesini engelliyor. Avukat ziyaretlerinin sınırlandırılması, insan hakları ihlallerine karşı etkili bir itiraz mekanizmasının işlevsiz kalmasına neden oluyor. Ayrıca, Gazze saldırılarından bu yana Kızılhaç’ın cezaevlerine girişine izin verilmemesi, bağımsız dış denetimin tamamen ortadan kalkmasına yol açtı. Yüksek Mahkeme yargıçlarının cezaevlerini incelemeye yetkili olmalarına rağmen bu yetkiyi kullanmaması ve mahkum haklarını korumada pasif kalması da eleştirilen hususlar arasında.
Cezaevi İdaresi, yayımladığı yanıtta iddiaları reddetti; ancak bu tutumun, mahkum haklarına karşı sistematik bir tavır sergilendiğinin kanıtı olarak değerlendirildi. Mevcut tablo, mahkumların gardiyanların keyfi kararlarına bırakıldığını, hukuki korumadan mahrum kaldığını ve dış denetimden uzakta bırakıldığını gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, devletin denetimi altındaki bu kurumun, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in etkisiyle giderek aşırı sağcı bir yapıya büründüğünü ve bunun, Ben-Gvir yönetimi altındaki polisin yaşadığı dönüşüm kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtiyor. Filistinli insan hakları kuruluşlarına göre, İsrail hapishanelerinde 90’ı kadın ve 350’si çocuk olmak üzere toplam 9 bin 350 Filistinli mahkum bulunuyor. Filistin Esirler Cemiyeti’nin 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasında ise, Ekim 2023’ten bu yana İsrail cezaevlerinde 92 Filistinli mahkumun hayatını kaybettiği duyuruldu.

















