İŞ VE EKONOMİ DÜNYASININ HABER SİTESİ
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Denizolgun davasında tutuklanan doktor: İhbarı kimin yaptığını hatırlamıyorum

Denizolgun davasında tutuklanan doktor: İhbarı kimin yaptığını hatırlamıyorum

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne dair devam eden soruşturmada, tanık ifadeleriyle teknik kayıtlar arasındaki çelişkiler derinleşti.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne dair devam eden soruşturmada, tanık ifadeleriyle teknik kayıtlar arasındaki çelişkiler derinleşti.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada yeni bulgular gün yüzüne çıktı. Tanık sıfatıyla dinlenen Doktor Nurettin Demirkol, 155 ihbar kayıtları, HTS verileri ve diğer tanık beyanlarıyla kendi açıklamaları arasında oluşan tutarsızlıklar nedeniyle 'yalan tanıklık' suçundan şüpheli statüsüne alınarak yeniden ifade verdi.

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği’nde sorgulanan Demirkol, olayların üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirterek detayları net hatırlayamadığını öne sürdü. Ancak mahkeme, teknik kayıtlar ve diğer delilleri göz önünde bulundurarak zanlının tutuklanmasına hükmetti.

Soruşturmadaki temel uyuşmazlık, ölüm bildiriminin nasıl yapıldığı konusunda yoğunlaştı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihli ilk ifadesinde sağlık ve polis ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel hekimi olmadığını ve ölümü şüpheli bulmadığını savunmuştu. Buna karşın Riva Polis Merkezi’nin 155 çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol’a ait hattan yapıldığı, arayan kişinin kendisini aile hekimi olarak tanıttığı ve ölümü şüpheli olarak nitelendirdiği tespit edildi.

Savcılık bu çelişkiyi doğrudan sorduğunda Demirkol, 'Olay günü arayan ben miydim yoksa başkası mıyım bilemiyorum, telefonumla başkası da arayabilirdi' diye yanıt verdi. İlk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını hatırlayamaması sorulduğunda ise yakın zamanda tedavi ettiği hastaları bile unutur hale geldiğini ve olayın üzerinden geçen sürenin etkisi olduğunu dile getirdi. Zanlı, telefonunu olay yerinde unuttuğunu iddia ederken, çiftliğe gelen diğer kişilerin de telefonunu kullanarak ihbarda bulunmuş olabileceğini savundu.

Demirkol’un Denizolgun ile ilişkisine dair beyanları da çelişkiler barındırıyor. Daha önce 'özel doktoru değildim' diyen Demirkol, olay yeri inceleme ekiplerinin 'aile doktoru' olarak tanımlanan bir kişinin bulunduğuna dair kayıtları açıklarken, 'Maktulü birkaç kez muayene ettim ancak aile doktoru tanımının ne anlama geldiğini bilmiyorum' dedi.

Teknik incelemeler, Demirkol’un iddialarını desteklemiyor. İlk ifadesinde olay günü Kısıklı’daki evinde olduğunu söyleyen zanlıya, 6-8 Eylül 2016 tarihleri arasında bu bölgede baz istasyonu kaydının bulunmadığı hatırlatıldı. Demirkol, 'Baz kaydımın çıkması imkansızdır, evimdeydim' diyerek teknik arızadan şüphelendi. Ayrıca, olay anında Denizolgun’un zaten hayatını kaybettiğini belirtmesine rağmen, 7 Eylül 2016 gecesi Hisar Hastanesi hattıyla art arda görüşmeleri yaptığı anlaşıldı. Bu görüşmelerin nedeni sorulduğunda Demirkol, 'Hatırlamıyorum' cevabını verdi.

Dosyada kritik bir diğer isim Hilmi Tuna Kuriş oldu. Demirkol, çiftlikte sadece Murat Bayrak ve yabancı uyruklu bir kişi olduğunu iddia etmişti. Oysa olay yeri raporunda Kuriş’in de orada olduğu, HTS kayıtlarında ise 7 Eylül 2016 saat 20.56’da çiftlik bölgesinden sinyal verdiği belirlendi. Savcılık, Demirkol ile Kuriş arasında aynı gece 21.13’ten itibaren ardışık arama trafiği olduğunu tespit etti. Demirkol, Kuriş ile görüşüp görüşmediğini ve orada olup olmadığını hatırlamadığını ifade etti.

Ayrıca Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş’in olay yerine gelip gelmediği soruldu. Başka bir tanık, adli tabibin yanında bir avukatın ve Alihan Kuriş’in bulunduğunu belirtirken, Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı geçen telefon trafiği de soruldu. Demirkol, bu isimlerin gelip gelmediğini ve Yum ile görüşme nedenini hatırlamadığını savundu.

Mahkeme duruşmasında Demirkol, savunmasını tekrarlayarak 10 yıl gibi uzun bir süre geçtiği için detayları hatırlayamadığını, yalan beyanda bulunmadığını ve sorunun geçmişe dair hafıza kaybından kaynaklandığını vurguladı. Migreni olduğunu ve ilaçlarını alamadığı için fiziksel olarak zorlandığını da ekledi. Olay yerine vardığında Denizolgun’un vefat etmiş olduğunu anlatan Demirkol, ağzındaki sıvının kan olup olmadığını ayırt edemediğini, ölümün yeni olmadığını ve vücutta şişme ile sertlik gibi bulgular gördüğünü aktardı.

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği, savunmayı ikna edici bulmadı. Kararda, HTS raporları, tanık beyanları ve kolluk tutanakları arasındaki ciddi çelişkiler, kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçesiyle Demirkol’un tutuklanmasına karar verildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Denizolgun’un ölümünü tüm boyutlarıyla aydınlatma çabası sürüyor.

Denizolgun davasında tutuklanan doktor: İhbarı kimin yaptığını hatırlamıyorum
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Ekonomi ve İş Dünyasından en güncel haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Sektör Gündem ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir