Yunanistan hükümetinin İsrail ile yaptığı 3 milyar avroluk hava savunma sistemi anlaşması, toplumda derin yaralar açtı. Basın ve muhalefet, bu adımı 'ulusal bir tuzağa' benzetirken, güvenlik politikalarının artık İsrail’in elinde olduğu görüşü hakim.
Yunanistan’ın İsrail ile imzaladığı, 3 milyar avro değerindeki çok katmanlı hava savunma sistemi 'Aşil Kalkanı' anlaşması, ülkede geniş çaplı bir siyasi ve toplumsal krize dönüştü. Yunan medyasındaki bazı yayınlar, bu anlaşmayı 'ulusal bir tuzak' olarak nitelendirerek, hava savunma kapasitesinin fiilen İsrail’e devredildiği ve sistemin kontrolünün kimde olacağına dair ciddi soru işaretleri taşıdığını öne sürdü. Militaire adlı haber platformu ise durumu 'Özgürlüğümüz artık İsrail’e bağlı' ifadeleriyle manşete taşıyarak kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Hükümet cephesinden gelen tepkiler ise tamamen farklı bir seyir izledi. Sağlık Bakanı Nikos Georgiadis, parlamentoda yaptığı açıklamada ittifakı sert bir dille savundu ve 'İsrail ile kurulan bu stratejik ittifak, aklı başında her Yunanlı tarafından alkışlanmalıdır. Biz Yunanların çıkarlarına hizmet veriyoruz, Filistinlilerin çıkarlarına değil' diyerek tartışmalı bir mesaj verdi. Muhalefet cephesinde ise tepkiler çok daha keskindi. Eski Maliye Bakanı Yannis Varufakis, sosyal medya üzerinden 'Yunan halkının büyük çoğunluğunun Apartheid devletine karşı durmasına rağmen, bu iğrenç anlaşmayla ülkeyi kirletmelerine izin verdiğimiz için derinden utanıyorum' paylaşımını yaptı.
PASOK partisi, hükümetin güvenlik politikalarını yalnızca dışarıdan silah alımına endeksli eleştirdi ve 'sadece silah satın almak yetmez' uyarısında bulundu. Yeni Sol Partisi ise bu anlaşmanın Yunanistan’ı İsrail’in bir uydusu ve ileri karakolu haline getirdiğini iddia etti. Tüm bu gelişmelerin gölgesinde, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayii alanındaki başarıları, Atina’daki güvenlik tartışmalarının merkezine yerleşmiş durumda.

















