2012'den beri kentsel dönüşüm kapsamına alınan bağımsız bölüm sayısı 2 milyon 737 bine ulaştı, 368 bininde dönüşüm çalışmaları devam ediyor.
Türkiye'de kentsel dönüşüm süreci 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'la birlikte yeni bir döneme girdi. Bu kanunla birlikte yalnızca alan bazlı değil, bireysel yapıların da dönüşümünün önü açıldı ve birçok aşama hız kazandı.
Türkiye genelinde 2012'den itibaren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından toplam 2 milyon 737 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 2 milyon 369 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanırken, 368 bin konut ve iş yerinde dönüşüm devam ediyor. İstanbul'da ise 1 milyon 274 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı ve 998 bininin dönüşümü tamamlandı.
Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı (KENTSEV) Başkanı Haldun Ersen, son yıllarda yaşanan depremlerin kentsel dönüşüme ilgiyi artırdığını ve sunulan desteklerin de burada önemli rol oynadığını belirtti. Ersen, Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölümün riskli yapı stoku içerisinde bulunduğunu ve bunların 2 milyona yakınının acilen dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Şehircilik, Kentsel Dönüşüm ve Entegre Tesis Yönetim Derneği Başkanı Hüseyin Kılınçarslan da son yıllarda kentsel dönüşüm hızlansa da rakamların istenilen seviyelerde olmadığını belirterek, İstanbul başta olmak üzere İzmir, Ankara, Bursa ve Kocaeli gibi illerde dönüşüm ihtiyacı hala oldukça yüksek olduğunu söyledi. Kılınçarslan, vatandaşların dönüşüm talebinin eskiye nazaran daha yüksek olduğunu ve özellikle eski yapıların fazla olduğu bölgelerde vatandaşın binasının durumunu daha fazla sorguladığını kaydetti.
Kontrol edilmeyen, terk edilmiş ve zamanla yıpranmış yapıların deprem yaşanmadan da ciddi can güvenliği riski oluşturabileceğini vurgulayan Kılınçarslan, bu yapıların tespit edilip kayıt altına alınması ve teknik olarak incelenmesi gerektiğini belirtti. Bir binanın tehlike oluşturması için mutlaka büyük bir deprem olması gerekmediğini belirten Kılınçarslan, en ufak sarsıntıda, hatta sarsıntı olmadan da sıva, beton veya yapı parçalarının kopması ve kısmi çökmeler yaşanabileceğini söyledi.
